Mimari eserler tarihimizi ve kültürümüzü tanımlayan, geçmişi günümüze taşıyan canlı birer şahit olarak karşımızda dururlar. Tarihöncesi çağlardan günümüze uzanan köklü bir geçmişe sahip, Nevşehir-Kapadokya bölgesi, binlerce yılın birikimiyle oluşmuş önemli bir mimari mirası da bünyesinde barındırır.Kapadokya, M.Ö. 5 binli yıllara kadar uzanan tarihöncesi yerleşmelerden 11. yüzyılda başlayan Türk hâkimiyetine kadar birçok halkın uğrak verdiği veya yerleştiği ve eserlerini bıraktığı bir bölge olmuştur. Bunları; Hititler, Asurlular, İskitler, Medler, Persler, Romalılar, Partlar, Makedonyalılar, Bizanslılar, Sasa-niler ve Araplar olarak sıralayabiliriz.Bölge, Anadolu’nun Türkleşmesi süreci ile birlikte, uzun süren bir barış dönemine girmiş, Anadolu Selçuklu Devleti, İlhanlı, Eretna ve Karamanoğulları beylikleri dönemini takiben, 1466′da kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. Kurtuluş savaşı yıllarında yurdun işgale uğramamış nadir yerlerinden olan Nevşehir, 1954 yılında il olmuştur ve Kapadokya bölgesinin büyük kısmını içine alan bir merkez konumundadır.Bu kapsamda bölgemizdeki mimari eserleri öncelikli olarak “Türk Dönemi Öncesi ve Türk Dönemi” olarak iki başlık altında ele almak mümkündür.
TÜRK DONEMİ ÖNCESİ MİMARI ESERLERİ
Günümüze ulaşan Türk dönemi öncesine ait eserlerin büyük kısmını, antik yerleşmeler, kaya oyma kiliseler ve yeraltı şehirleri oluşturmaktadır. Tarihöncesi döneme ait çok sayıda höyük ve tümülüsten (To-paklı, Çeç, Ovaören, Sulucakarahöyûk…) elde edilen kalıntı ve buluntular halen bölgemizdeki müzelerde sergilenmektedir.
Anadolu’da bulunan en eski yerleşimlerden olduğu bilinen kalkolitik döneme ait Civelek Mağarası, Gül-şehir’in 5 km. doğusunda aynı adı taşıyan köyde bulunmaktadır. Ayrıca Gülşehir-Ovaören, Acıgöl-Ağıllı (Topada) ve Hacıbektaş-Karaburna köylerinde Hitit dönemine ait Yazıhkaya’lar bulunmaktadır.
Erken Roma Dönemine ait Gökçetoprak köyündeki Zeus Sunağı ile yakın geçmişte gün ışığına çıkartılmış olan ve kazı çalışmaları devam eden Ürgüp-Şahi-nefendi köyündeki Sobessos antik kenti kalıntıları, bir kısmının varlığı bilindiği halde henüz ortaya çıkarılamamış olan bölgedeki antik dönem eserlerine örnek gösterilebilir.
Erken Bizans Döneminden (4.yy.) Türk hâkimiyetine kadar (11.yy.) geçen yedi asır içinde bölge Türkler öncesindeki en kapsamlı mimari mirasın teşekkülüne sahne olmuştur. Bu dönemde Erken Bizans’a ait taş yapı kiliseleri, (Çardak cami-kilisesi, Tilköy Andreas kilisesi gibi) takiben özellikle 7.yy.dan sonra yaygınlaşan sayısız kaya oyma kilise ile birlikte bölge önemli bir dinsel merkez haline gelmiştir. Özellikle Göreme, Zelve, Çavuşin, Ihlara, Damsa, Soğanlı vadileri ile Açıksaray harabeleri, Avanos, Ürgüp, Uçhisar, Ortahisar, Çat ve Nar beldelerinde rastladığımız fresklerle süslenmiş 7—11. yy.lar arasına tarihlenen çok sayıda kaya oyma kilise günümüzde bölgenin turizm hareketlerinin lokomotifi konumundadır. Yine aynı döneme ait, başlı-caları; Derinkuyu, Kaymaklı, Mazı, Tatlarin, Gökçe-toprak, Acıgöl, Ovaören ve Ozkonak’ta yer alan, yeraltında birbirleri ile bağlantıları bulunan bugün önemli bir bölümü henüz ortaya çıkarılmamış olan özgün yeraltı şehirleri bulunmaktadır.
